Genel Gezi Rehberi Öneriler Türkiye

SONBAHARIN RENKLERİNE KARIŞACAĞINIZ BÖLGELER

Huzurun ve sakinliğin adresi sonbahar mevsimi.. Sarıdan kırmızıya dönen renklerin arasında kaybolmak, ormanda uzun yürüyüşler yapmak, keşfedilmemiş rotalara yolculuğa çıkmak ve sessizliği yakalayabilmeniz için en güzel fırsat. Peki sonbaharda yapabilecekleriniz nelerdir? Kitap, kahve, müzik, hırka ve eşsiz bir tatil.. Yazımızda sizler için en güzel rotaları belirledik. Birbirinden güzel manzaralara tanık olacağınız, doğayla iç içe unutulmaz anlar yaşayacağınız işte o birbirinden güzel bölgeler!

1) AĞVA, İSTANBUL

Sonbaharda gezilecek yerler dendi mi akla ilk gelenlerden biri Ağva belki de… Yeşilçay ve Göksü dereleri arasında mükemmel bir konuma sahip olan Ağva bilhassa yaz aylarında ve hafta sonlarında İstanbulluların akınına uğruyor. O yüzden siz siz olun, sonbahar kapıya gelip çattı mı Ağva otelleri sayfasından bütçenize ve zevklerinize hitap eden ideal konaklama tesisini seçin ve seyahatinizi planlamaya başlayın. Hacıllı Köyü’nü turlayarak Ağva gezinize hızlı bir başlangıç yapabilirsiniz. Köy sınırları içerisinde yer alan Onbir Göller şüphesiz Ağva turunuzun unutulmaz duraklarından olacak. Ağva Feneri’nden enfes gün batımı manzarasının seyrine dalabilir, Göksu Nehri’ni tekne turları ile keşfe çıkabilirsiniz. Ayrıca Göksu Nehri’ni çevreleyen yeme içme mekanlarında envaiçeşit deniz mahsulünün tadına da bakabilirsiniz. Gülen Kayalar, Pisagor Ağacı, Kapankaya Tepesi ve Dilek Çeşmesi’ni de gördükten sonra yönünüzü bölgenin en meşhur yerlerinden biri olan Yığılca Saklıkent Şelalesi’ne çevirebilirsiniz.

Şile Limanı’ndaki Ocaklı Kale’ye çıkarak Ağva’yı kuş bakışı seyre dalabilir, toplamda 4 katlı olan kaleyi gezdikten sonra Karamandere Mahallesi’nde bulunan Saklı Göl’e gidebilirsiniz. Yeşilin bin bir çeşit tonuna şahit olacağınız Ağva’da yapılacak aktivitelerin başında ise tekne turları, olta balıkçılığı ve rafting geliyor. En çok da kahvaltı mekanları ile ön plana çıkan Ağva’da öğle ve akşam öğünlerinde bol bol deniz mahsulü tüketmeye hazır olun. Özellikle Hanide Teyze’nin Bahçesi, Güzelbahçe Restoran ve Şengül Çiftliği’nde mutlaka ızgara balık yemenizi öneriyoruz. Küçük yüzölçümüne rağmen içerisinde çok sayıda gezilecek yer, keşfedilecek mekan ve yapılacak aktivite sığdıran Ağva’da yöre halkının el emeği göz nuru ürünlerinden sevdiklerinize hediyelik bir şeyler alabilirsiniz. Çiğ börek, gözleme, mantı vb. yemeklerin de olduğu Yakuplu Caddesi’nde bol alışveriş ve yeme içmeli bir gün sizleri bekliyor olacak. Renkli ve canlı bir gece hayatının olduğu Ağva’da bu hareketlilik sonbahar aylarında da devam ediyor. Mandalin Restoran, Club Biber ve Pub 81 Ağva’nın en popüler eğlence mekanları arasında gösterilebilir.

⇒ AĞVA OTELLERİNİ İNCELE

2) SAFRANBOLU, KARABÜK

Karabük ilinin tarihi ve mimarisiyle ünlenmiş ilçesi Safranbolu, Karabük’ün kuzeyinde bulunmaktadır. 1994 yılında Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yerini aldı. Böylesine değerli bir hazine gezilip görülmeye değecek. Yıllara meydan okuyan tarihi konakları, şirin sokakları, çarşısı ve 19. Yüzyıl Türk toplum yaşantısını yansıtmasıyla sizleri keşfetmekten mutluluk duyacağınız bir hale dönüştürecek. Safranbolu evlerinin en önemli özelliklerinden biride hiçbiri birbirinin güneşini engellemez ve camlar komşu evin camına bakmaz. Giriş katlarının genelde erzak deposu olduğu evler, iki ya da üç kattan oluşmaktadır. Eskiden haremlik selamlık olan bu evlerin bir de büyük avlusu bulunmaktadır.

Tavanları ile dikkat çeken evlerde her oda da banyo bulunmaktadır. Her tarafında ahşap işlerinin görkeminin yansıttığı Safranbolu evlerinde ısınma ihtiyaçları ocaklarla karşılanmaktadır. Evlerin avluları ve sokaklar Arnavut kaldırımlarıyla döşenmiş olan bölgede taşlar ağaçlarının köklerinin rahatça su almasını sağlamaktadır. Safranbolu’nun müzeye dönüştürülmüş tarihi koanklarını mutlaka keşfetmeli, elinizde fotoğraf makinelerinizde Arnavut kaldırımlı sokaklarında kaybolmalı, çarşısında Safran çayı içmeli ve dönerken meşhur Safranbolu lokumunun tadına bakmalısınız.

⇒ SAFRANBOLU OTELLERİNİ İNCELE

3) UZUNGÖL, TRABZON

Sonbaharınızı yeşilin bin bir tonuyla renklendirmek isterseniz rotanızı Trabzon Uzungöl’e çevirmeniz yeterli olacaktır. Uzungöl, Trabzon’un Çaykara ilçesinde bulunuyor.Karadeniz’in en güzel şehirlerinden biri olan Trabzon, doğal güzellikleri, kültürel zenginlikleri ve tarihe meydan okuyan yapıları ile her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ilgisini çekmeye devam ediyor.Sonbaharda gidilecek yerler arasında belki de en yeşili, en huzurlusu ve ekonomiği Uzungöl! Özellikle doğa aktiviteleri ve büyüleyici göl manzarasıyla ön plana çıkan bu güzel beldede; başta Haldizen Yaylası olmak üzere yaylaları keşfedebilir, göl kenarında doğa yürüyüşü yapabilir ve jeep safari ile Uzungöl’ün kalan güzelliklerini eğlenceli bir şekilde keşfedebilirsiniz. Uzungöl otelleri ile seyahatinizi bir an önce planlayabilir, hava koşullarından dolayı en geç eylül ayının sonuna kadar Uzungöl seyahatinizi gerçekleştirebilirsiniz.

⇒ UZUNGÖL OTELLERİNİ İNCELE

4) ABANT, BOLU

Abant ve Keremali dağlarının eteklerinde mükemmel bir konuma sahip olan Abant, zengin bitki örtüsü ve dillere destan doğal güzellikleriyle ilk görüşte aşık olacağınız türde bir yer. Hele ki mevsimlerden sonbaharsa… 80’li yıllarda koruma altına alındığı için kentleşme bir kenara; büyük bir özenle korunan Abant Gölü’nü çevreleyen konaklama tesisleri de bu güzellikleri en güzel şekilde sunmaktan geri kalmıyor elbette. Abant otelleri ile sonbahar tatilinizin planlamasına başlayabilir ve rüyalarınızdan da öte, kusursuz bir tatilin başrolünde olabilirsiniz. Doğanın bağrından kopmuş güzelliklerin dört bir yanınızı çevreleyeceği Abant’ta gezilecek çok sayıda yer; yapılacak da birçok aktivite bulunuyor. Dolayısıyla hafta sonu kaçamağı yerine 4-5 günlük bir tatil planlayabilirseniz ne ala! Kamp tutkunlarının en sevdiği yerlerden biri olan Sinekli Yaylası’nda doğa yürüyüşleri yapabilir, envaiçeşit bitki çeşidini yakından görebileceğiniz Abant Doğal Yaşam Müzesi’ni ziyaret edebilir, Samandere Şelalesi’nin eşsiz manzarası eşliğinde piknik yapabilir ve Örmeci Yaylası’nda sessizliğin ve huzurun tadını doyasıya çıkarabilirsiniz.

1700 metreye kadar uzanan zirvelerine çıkarak Abant’ı bir de yukarıdan seyredebilirsiniz. Birbirinden zorlu trekking parkurlarını keşfe çıkabilir ve sandal ya da deniz bisikleti ile gölü turlayabilirsiniz. Bolu’da kiremitte alabalık dendi mi size ilk adres olarak Abant’ı göstereceklerdir. E bir de yanında Mengen pilavı varsa değmeyin keyfinize… Buna ek olarak, güzel bir balık ziyafetinden sonra kara kabak ve höşmerim tatlıları ile de harika bir kapanış yapmayı unutmayın. Abant Bahçeli Köşk ve Abant Köşk Oteli ise bu bölgede en çok rağbet gören konaklama tesisleri. Abant Gölü’nden hediyelik bir şeyler almak isterseniz ev yapımı peynir, tereyağı, reçel ve bal satın alabilirsiniz. Olur da Abant tatiliniz kış aylarına sarkarsa her sene 13 Aralık tarihinde gerçekleşen Hamsi Festivali’ne katılmayı düşünebilirsiniz. Bölgedeki en ünlü eğlence mekanları arasında da Köşk Bar, Abant Göl Gazinosu ve Köroğlu Bar gösterilebilir.

⇒ ABANT OTELLERİNİ İNCELE

5) YEDİGÖLLER, BOLU

Türkiye’nin nadide güzelliklerinden biri olan Yedigöller, yaz-kış adeta masallardan fırlamışçasına göz alıcı manzaralar sunuyor. Bilhassa sonbahar aylarında bambaşka bir renge bürünen Yedigöller’de hayatınız boyunca hafızanızdan çıkmayacak görüntüleri ölümsüz kılmak adına fotoğraf makineniz, valizinize ilk koyacağınız şey olmalı. Sonbaharın büyüsü, kahve ve kırmızı tonlarına bürünmüş devasa ağaçlar ve göllerin yanı başındaki balta girmemiş ormanlar adeta yaşam enerjisi veriyor insana… Bu anlamda Yedigöller otelleri arasından seçim yaparken göl manzaralı olup olmayacağına da dikkat etmelisiniz. 1965 senesinde “Milli Park” statüsüne kavuşan ve o yıldan bugüne ilk günkü gibi korunan Yedigöller toplamda yedi ayrı gölden oluşuyor. Yüzölçümü olarak en küçük göl olan Kurugöl, Yedigölleri’in en derin gölü olma unvanını taşıyan Deringöl, sazlıklar ile çevrelenmiş Sazlıgöl, alabalık cenneti Seringöl, Nazlıgöl ve dahası… Harika manzaraların seyrine dalabileceğiniz seyir teraslarına da ev sahipliği yapan Yedigöller’deki Dilek Çeşmesi ve Aşıklar Çeşmesi’ni de görmeyi unutmayın.

Doğa yürüyüşü sevenlerin uğrak noktalarından biri olan Yedigöller’de endemik bitkiler, ilginç ağaç ve hayvan türleri görmeye hazır olun. Mengen taraflarına giderseniz eğer göl kenarında mangal yakıp piknik yapma fırsatı bulabilirsiniz. Doğa fotoğrafçılarının en çok da sonbahar aylarında akın ettiği Yedigöller’in en çok da alabalıklarına hayran kalacaksınız. “Denizden babam çıksa yerim” diyenler; sizi ilk fırsatta Yedigöller’e alalım. Leziz mi leziz, ızgarada pişirilmiş alabalıkların ve enfes mezelerin masanızı donatacağı Yedigöller’deki otellerin çoğu bungalov tipi odalardan oluştuğu için aile samimiyetinde bir hizmet alacağınıza şüpheniz olmasın. Habitat Mesire Yeri ve Yedigöller Aile Pansiyonu başta olmak üzere daha pek çok otelin bungalov odalarının olduğunu söylemek mümkün. Doğa yürüyüşleri, kampçılık, balıkçılık vb. aktivitelerin yanı sıra kuş gözlemciliğinin de epey popüler olduğu Yedigöller’de zamane gençlerine anlam veremediğiniz şu dönemde tek kelimeyle “öz”ünüze dönüp; “Oh be! İyi ki gelmişim.” diyeceksiniz. O zaman ne duruyorsunuz; hadi bavulları hazırlamaya….

⇒ YEDİGÖLLER OTELLERİNİ İNCELE

6) KAPADOKYA, NEVŞEHİR

Anadolu’nun en nadide doğal güzelliklerinden olan Kapadokya, milyonlarca yıl öncesine uzanan kadim geçmişiyle her göreni kendine hayran bırakmayı başarıyor. Bugüne dek sayısız medeniyete kucak açmış bu eşsiz bölgede konaklamaksa apayrı bir deneyim kuşkusuz. Bölgeye gelen ziyaretçilerin bu atmosferin tadını çıkarması için de farklı konseptlerde tasarlanmış Kapadokya otelleri de durumun hakkını vermiyor değil. Adeta tarihin içinde kaybolacağınız, adım başı fotoğraf makinenize sarılmak isteyeceğiniz kadrajınıza girenlere gözünüzle görseniz bile inanamayacağınız manzaralar sizi bekliyor olacak. Güneşin doğuşunu sıcak hava balon turu ile karşılamak, Kapadokya’nın en bilinmedik yerlerini ATV, at ve jeep safari turları ile keşfetmek, çanak çömlek atölyelerinde yıllarca süren geleneğe şahit olmak, elle oyulmuş taş konaklarda kalmak ve tadı damağınızda kalacak leziz şarapları tatmak için tek yapmanız gereken, bu sonbaharda Kapadokya’nın yolunu tutmak. Şüphesiz dört mevsim apayrı bir havaya bürünen Kapadokya özellikle eylül ve ekim aylarında diğer sezonlara nispeten daha sakin oluyor. Gizemli yeraltı şehirlerinde kaybolmak ve farklı lezzetlerle damaklarınızı şenlendirmek için elinizi çabuk tutup, otellerin erken rezervasyon fırsatlarını kovalamalısınız.

Çömlekte pişen sütlaç, yine çömlekte yapılan fasulye yemeği ve tabi ki testi kebabı ile Ürgüp, Avanos ve Uçhisar üçlüsünü gezerken bir yandan da lezzet ve mekan keşfi yapabilirsiniz. Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehirlerini keşfederken imkanınız varsa şayet mutlaka size bir yerli rehber eşlik etsin. Anadolu topraklarını karış karış gezmek inanılmaz bir his verecek, bizden söylemesi!

⇒ KAPADOKYA OTELLERİNİ İNCELE

7) KAZDAĞLARI, BALIKESİR

Ege Körfezi’nin inci gibi güzelliğe sahip; en nadide çiçeği; koklamaya doyamayacağınız Kaz Dağları’nda ciğerleriniz bayram etmek şöyle dursun; bir ömürlük oksijen depolayacak; garantisi bizden, uygulaması sizden… Yeşilyurt Köyü ve Adatepe Köyü’ne ayrı bir parantez açmak kaydıyla daha sayısız pek çok dağ köyünü gezebileceğiniz Kaz Dağları’nda çok sayıda doğa aktivitesine katılma imkanınız da olacak. 1993 senesinde “Milli Park” statüsünü kazanan Kaz Dağları’nı çevreleyen konaklama tesislerinin birçoğu ise oda kahvaltı konseptli butik otellerden oluşuyor. Hele ki Kaz Dağları otelleri değil de Yeşilyurt ya da Adatepe köylerinden birinde kalmak isterseniz fiyatlarda biraz artış olabilir. Sonbaharda Kaz Dağları’na gideceklerin mutlaka hava koşullarını da göz önünde bulundurması gerekiyor.

1989 senesinde SİT alanı olarak koruma altına alınan Adatepe Köyü’nün çarşısında şöyle tavşan kanı çayla içinizi ısıttıktan sonra Edremit Körfezi’ni ayaklarınızın altını almak üzere Zeus Altarı’nın yolunu tutabilirsiniz. Zeytinli Köyü sınırları içerisinde yer alan Sutüven Şelalesi ve Hasanboğuldu’nun hüzünlü hikayesini yerinde; bizzat yerlilerden dinledikten sonra yine efsanelere başrol olmuş Sarıkız Türbesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Bereketli topraklarda üretilen sebze ve meyveler ile hazırlanan mükellef sofraların seyahatinizi şenlendireceği Kaz Dağları’ndaki en popüler yeme içme mekanları; Yeşilyurt Köy Konağı, Ayten Abla’nın Kahvaltı Evi ve Çakır Kahvaltı Evi.

⇒ KAZDAĞLARI OTELLERİNİ İNCELE

8) TİRİLYE, BURSA

Tirilye, Bursa’nın Mudanya ilçesine 12 km mesafede yer alan ve sahili, doğal güzellikleri ve mimarisiyle gidenleri büyüleyen bir belde. Kırmızı kiremitli çatıları, dar sokakları, tarihi dokusu ve özgün yapısını koruyabilmiş, sakin huzur dolu şirin bir köy. Sonbaharda oldukça keyifli bir gezi vadeden Tirilye’de, doğa ve tarihin tadını doyasıya çıkaracağınız birkaç gün geçirebilirsiniz. Sonbahar tercihiniz Tirilye’den yana olacaksa eğer; Taş Mektep’i mutlaka görmeyi ve Çamlı Kahve’de asırlık çınar ağaçları ile bir kahve içmeyi sakın ihmal etmeyin. Tirilye’de Fatih Camii olarak değiştirilen Aya Todri Kilisesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Yolun devamı Eskipazar Caddesi’ne çıkıyor. Bu dev taş bina, Neo-Klasik mimarinin zarif bir örneği olan Taş Mektep ve hemen yakınlarındaki Dündar Evi, mübadeleden sonra özel mülke dönüşmüş.

⇒ TİRİLYE OTELLERİNİ İNCELE

9) BOZCAADA, ÇANAKKALE

Bu sefer yeşil değil, mavinin bin bir tonunu görmek üzere rotamızı Bozcaada’ya çeviriyoruz. Görür görmez pılınızı pırtınızı toplayıp yerleşmek isteyeceğiniz Bozcaada da tıpkı Ayvalık gibi sonbaharda sükunet içinde tatil yapma fırsatı sunuyor gelenlere. Özellikle eylül ayında gerçekleşen etkinlik ve festivallerle birlikte daha bir popüler hale gelen adada gönlünüzce tatil yapabilir, her yerini keşfetmek içinse en az 3-4 günlük bir tatil planlayabilirsiniz. Bunun için de öncelikle genelinin butik otellerden oluştuğu Bozcaada otelleri kategorisindeki konaklama tesislerine göz atmanızı tavsiye ediyoruz. Geyikli’den Bozcaada’ya feribotlarla ulaşmak oldukça kolay; hatta adaya yaklaşırken sizi ilk selamlayacak olan; ilk günkü gibi sapasağlam duran ve tarihe adeta meydan okuyan Bozcaada Kalesi ile gezinize başlayabilirsiniz. Ardından Yunan mimarisinin izlerini taşıyan rengarenk evlerin yan yana dizildiği Rum Mahallesi ile turunuza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Geçmişten bugüne Bozcaada hakkında ilginç detaylara ışık tutan Bozcaada Müzesi’ni de es geçmemek lazım tabii. Yorulursanız, müzenin hemen karşısındaki Bakkal Cocktail Bar’a giderek soluklanabilirsiniz.

⇒ BOZCAADA OTELLERİNİ İNCELE

10) MAŞUKİYE, KOCAELİ

İsmi de kendi de ayrı güzel Maşukiye… Kışı ayrı, yazı ayrı, sonbaharı ayrı güzel. Romantizm, nostalji, eğlence..Bir tatilden ne bekliyorsanız, Maşukiye’de onu bulacağınıza garanti veriyoruz. Kış aylarında Kartepe Kayak Merkezi’nde tatil yapmak isteyenlerin genellikle günübirlik ziyaret ettiği, ama en güzel renklere büründüğü sonbaharda gelmedikleri için pişmanlıkla dönüp, ilk fırsatta geri döndükleri Maşukiye, sizi ilk gidişte büyülesin istiyorsanız eğer seyahatinizi mutlaka eylül ya da ekim ayına denk getirin. Maşukiye otelleri sayfasından dilediğiniz tesisi seçerek ön ödemesiz bir şekilde online otel rezervasyonunuzu oluşturabilirsiniz. Maşukiye sınırları içerisinde yer alan Kuzu ve Kirazlı yaylalarında doğayla baş başa kalabilir, Aygır Deresi’nde gün boyu keyifli vakit geçirebilirsiniz. Sonbaharda gidecek olsanız dahi Kartepe’ye günübirlik gidebilir, ardından burası ile özdeşleşmiş bir doğal güzellik olan Maşukiye Şelalesi’ni görmek üzere yola koyulabilirsiniz. ATV ve jeep safari turlarının epey yaygın olduğu Maşukiye’de yapılacak aktiviteler arasında doğa yürüyüşleri ve trekking başta geliyor elbette.

Olta balıkçılığı ve diğer doğa sporları yapmak için de imkan sunan Maşukiye’de en çok da serpme köy kahvaltısı yapmaya bayılacaksınız. Ev yapımı reçellerinin kahvaltı sofralarını şenlendirdiği Maşukiye kahvaltı sofralarının olmazsa olmazları arasında füme peyniri, köy ekmeği, organik tereyağı ve çerkez bulunuyor. Öğle ve akşam yemeklerinde ise kiremitte köfte, alabalık ve ızgara tavuk sıklıkla tercih ediliyor. Maşukiye’yi karış karış gezeyim, ama acelem yok, vaktim bol diyenlerdenseniz şayet buraya adım atar atmaz ilk yapacağınız şey, bisiklet kiralamak olsun. E bir de en iyisinde trekking ayakkabası edinmenizde fayda var tabii. Her bütçeye uygun, geniş bir yelpazede konaklama alternatifi sunan Maşukiye’deki tesislerin çoğu butik otel konseptinde olduğu için oda kahvaltı hizmeti sunuyor. Zeytinyağı, kekik, İzmit pişmaniyesi, çerkez ve füme peynirini hediyelik olarak düşünebilir, alışveriş içinse çarşısını ziyaret edebilirsiniz. Kocaeli ve Sakarya’dan yaklaşık 40 dakikada ulaşabileceğiniz Maşukiye, il merkezinden sadece 36 km uzaklıkta yer alıyor.

⇒ MAŞUKİYE OTELLERİNİ İNCELE

11) ASSOS, ÇANAKKALE

Persler, Yunanlılar, Makedonlar ve dahasına ev sahipliği yapmış antik kentin kalıntıları dört bir yanını çevrelemiş Assos, kuşkusuz Çanakkale’nin en çok ilgi gören yerlerinden. Bozcaada’ya da yakın bir mesafede olan Assos’a gidecek olursanız en az 1-2 gününüzü buraya ayırmanızı tavsiye ediyoruz. O nedenle Assos’a gitmeden önce online olarak Assos otelleri fiyatlarını karşılaştırarak rezervasyonunuzu oluşturmanızda fayda var. Assos Nekropolü, Assos Antik Tiyatrosu, Behramkale Tapınağı, Athena Tapınağı ve daha pek çok tarihi asırlar öncesine uzanan yapıyı bir arada göreceğiniz Assos’ta her an farklı bir yüzyıla ışınlanmaya hazır olun. Uzun Ev ve Yahya’nın Yeri’nde leziz mi leziz balık ve mezelerin tadına bakabilir; ardından dinlenmek üzere otelinize geçiş yapabilirsiniz. Assos Antik Tiyatrosu’na sadece 5 km gibi kısa bir mesafede konaklamak içinse tercihinizi Assos Kervansaray Hotel’den yana kullanabilirsiniz. Yaz ayları ve bahar döneminde konaklama fiyatlarının neredeyse ikiye katlandığı Assos’u ekonomik olması adına gezmek için en uygun dönem sonbahar ayları. Alışveriş ve eğlence imkanlarından faydalanmak içinse hemen yakınındaki Bozcaada’ya gidebilirsiniz. Assos Vakfı tarafından düzenlenen ve her yıl ekim ayında gerçekleştirilen Assos Gösteri Sanatları Festivali ise tek kelimeyle Assos seyahatinize renk katacak.

Assos sınırları içerisinde ulaşım için genellikle taksi ve minibüsler tercih edilirken; Çanakkale merkez ve şehrin diğer ilçelerinden Assos’a ulaşmak şehir içi otobüslerle sağlanıyor. Renk renk dokuma halılar, yöresel el işi ürünleri, mis kokulu kekikler, kekik suyu, zeytinyağı sabunları ve lavantalardan yapılmış ürünlerden sevdiklerinize hediyelik bir şeyler almayı da unutmayın.

⇒ ASSOS OTELLERİNİ İNCELE

12) AKYAKA, MUĞLA

Cam gibi berrak suları ve kitesurf (uçurtma sörfü) cenneti olmasıyla ön plana çıkan Akyaka’yı en sessiz haliyle görmek istiyorsanız, tatilinizi ya eylül ya da ekim ayına denk getirmelisiniz. Muğla’nın en sessiz sakin köşelerinden biri olan Akyaka, Gökova Körfezi’nin tüm güzelliğini gözler önüne seriyor. Marmaris, Göcek, Dalyan ve Datça’ya yakın olmasıyla da her yıl binlerce günübirlikçi ziyaretçinin akınına uğrayan Akyaka, esasında öyle birkaç saatlik değil, birkaç gün; belki de birkaç hafta geçirmek isteyeceğiniz türde bir yer. Akyaka otelleri arasından seçiminizi yaptıktan sonra kendinize dolu dolu bir tatil programı hazırlayabilirsiniz. Tekne turu yapmaya doyamayacağınız Akyaka’nın göz kamaştıran sularını seyre dalıp içeceğinizi Azmak Nehri’nin yanı başında yudumlayabilir ve zaman bulursanız doğa yürüyüşlerine çıkabilirsiniz. Azmak Nehri’ne nazır konuşlanmış yeme içme mekanlarında mükellef bir kahvaltı sofrasının başına oturabilir, sevdiklerinizle keyifli vakit geçirebilirsiniz. Muğla-Marmaris yolu üzerinde yer alan Akyaka’ya dilerseniz şahsi aracınızla dilerseniz de Gökova-Akyaka minibüslerinizle ulaşmanız mümkün. Kahverengi, ahşap Akyaka evlerinin binlerce yıllık geçmişine yolculuk yaptıktan sonra yönünüzü ördek, kaplumbağa, balık, su samuru ve daha pek çok hayvanın yaşam alanı olan Kadın Azmağı Deresi’ne çevirebilirsiniz. Yaklaşık 1200 metre uzunluktaki derenin kenarında balık tutmak da bir diğer seçenek tabii.

Diğer bilinen adıyla Kleopatra Adası ya da Sedir Adası’nın gizemli geçmişi hakkında bilgi edinebilir, efsaneleri bizzat bölgede yaşayan yerlilerden dinleyebilirsiniz. Türkiye’nin en güzel mavi bayraklı plajlarından biri olan Akyaka sahiline uğrayabilir; Akçapınar Plajı’nda kitesurf deneyimini yaşayabilirsiniz. Bunun yanı sıra tam ortasından Kadın Azmağı Deresi’nin geçtiği Çınar Plajı da Akyaka’da gezilecek yerler listenizde olabilir. Günübirlik ziyaretler yapmak için zamanınız olursa şayet İztuzu Caretta Caretta Plajı, Akyaka Orman Kampı Plajı, Göcek, Akbük Koyu ve Betobası Yuvarlak Çayı’nı da ziyaret edebilirsiniz.

⇒ AKYAKA OTELLERİNİ İNCELE

13) AYVALIK, BALIKESİR

Hani “Bir içim su derler”; o kadar güzeldir, bakmaya kıyamazsın. İşte Ayvalık da tam olarak öyle bir yer. Cunda’sı, Şeytan Sofrası, Sarımsaklı’sı, limanı ve dahası ile bambaşka dünyalara adım atmanızı sağlayacak olan Ayvalık’ın tadı en çok da herkesin elini eteğini çektiği, derin bir sessizliğin hüküm sürdüğü sonbahar aylarında çıkıyor. Bu sonbaharda rotanızı Ayvalık’a çevirecekseniz eğer sezon dışı olduğundan Ayvalık otelleri sayfasındaki tesislerin erken rezervasyon fırsatlarından kolaylıkla faydalanabilir ve böylelikle seyahatinizi daha ekonomik bir hale getirebilirsiniz. Yaz aylarında yazlıkçıların akınına uğrayan, ilkbaharda da tatilcilerin ilgi odağında olan Cunda Adası’nı sessiz sakinken görmek, huzur dolu bir tatil geçirmek için eylül veya ekim ayını tercih etmelisiniz. Cunda Adası’ndaki şirin butik otellerinden istediğinizi seçebilir ve dolu dolu bir tatilin planlamasını yapmaya başlayabilirsiniz. Tarihi 1870’li yıllara dayanan Cunda’nın simgeleşmiş yapılarından Taksiyarhis Kilisesi ile Ayvalık tatilinize başlayabilir, ardından durup durup fotoğrafını çekmek isteyeceğiniz bir manzara vadeden Şeytan Sofrası’na gidebilirsiniz. Buranın dillere dolaşan efsanevi hikayesini dinledikten sonra da (eylül ayı içerisinde gidecekler için) deniz, kum, güneş üçlüsünün tadını çıkarmak üzere Sarımsaklı Plajı’nın yolunu tutabilirsiniz.

Buram buram tarih kokan, harika balık restoranları ve eğlence mekanları ile çevrelenmiş, Ayvalık merkezinde yer alan Ayvalık Kordonu’nu ziyaret edebilir, hatta bu bölgede yer alan deniz manzaralı otellerden birinde konaklayabilirsiniz. Ege’nin has zeytinyağı, leziz zeytinleri ve tadı damaklarınızda kalacak balık ve mezeleriyle tam bir lezzet keşfi yapacağınız Ayvalık yeme içme mekanlarını önceden araştırarak kendinize bir liste hazırlayabilirsiniz. Cunda Adası’nın ünü tüm Türkiye’ye yayılmış meşhur Taş Kahve’ye de uğramayı unutmayın.

⇒ AYVALIK OTELLERİNİ İNCELE

14 ) BEYPAZARI, ANKARA

Çok eski zamanlarda birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Beypazarı, Ankara’ya bağlı olan güzide ilçelerden birisidir. Tarihte Osmanlı Devleti’nin tımarlı sipahi merkezlerinden birisi olan kent, bu yöredeki ticari ve ekonomik hayatın da yoğunluğu ile beraber Bey-Pazarı adını almıştır. Günümüzde bir çok kültürü ve tarihi barındıran turistik bir kent olmasının yanında Türkiye’nin yüzde 60 havuç ihtiyacını karşılamaktadır. İki ya da üç katlı bir oluşuma sahip olan konakları ile de meşhur olan Beypazarı, el sanatlarının gelişmişliği ile de bilinmektedir. Hıdırlık Tepesi’nden bölgenin tüm güzelliklerini izleyebilir, Beypazarı Çarşıda alışverişinizi yapabilirsiniz. İnözü Vadisi, Boğazkesen Kümbeti, Beypazarı Yaşayan Müze, Suluhan Camii’yi kesinlikle görmenizi öneririz.

⇒ BEYPAZARI OTELLERİNİ İNCELE